HABER PORTALI
Site Slogan

Ne umursamaz davranın ne de aşırı koruyucu olun!

Teşhisinden tedavi sürecine kadar zorlu ve yıpratıcı bir sürecin yaşandığı kanserde hasta yakınları da zorluklar yaşıyor. Hastaya karşı kimi zaman farkında olmadan yapılan yanlış tutum ve yaklaşımlar, hastayla olan iletişimden hastanın moraline kadar pek çok konuyu etkiliyor.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Ömer Bayar, kanserle mücadele edenlerin yakınlarına önemli tavsiyelerde bulundu…
 Akla gelen ilk sorulardan birisi, yeni teşhis konulan kişiye bu durumun nasıl açıklanacağıdır. Atılması gereken en doğru adım ise bu bilginin hastaya doktoru tarafından verilmesi olacaktır. Doktor, hastayla kurduğu ilişki içerisinde kişinin ruh hali, bilgi düzeyi, yaşı gibi faktörleri göz önüne alarak ve o anki duyguları ve ihtiyaçlarını gözlemleyerek teşhisi açıklayabilir.
 Hastanın gündemine bir anda giren bu yeni durumu anlayıp sindirebilmesi ve kabullenebilmesi için zaman tanımak önemlidir.
 Kanser tanısına ilk etapta verilen tepkiler; meydan okuma, tehdit olarak algılama, kayıp ya da yenilgi olarak görme ve inkar şeklinde özetlenebilir. Bu tepkiler hastaların, hastalıklarına uyum süreçlerini etkiler.

HASTALIK YOKMUŞ GİBİ YAPMAK… 

 Zaman zaman hasta yakınları kendi aralarında ‘sessizlik anlaşması’ yapmışçasınahastalıkla ilgili ya da hastalığı çağrıştırabilecek konuları konuşmaktan kaçınırlar. Kanser kelimesi asla ağza alınmaz. Hasta yakınları hastalıkla ilgili konuşmaları gerektiğinde farklı bir odaya geçer ve bu konular sessizce konuşulur. 
 Sanılanın aksine bu durumlar hasta tarafından fark edilir, bu garip sessizlik gözden kaçmaz. Aileler tabii ki hastayı koruma içgüdüsüyle böyle davranır ancak bu koruma davranışı hastaya yardımcı olmaktan çok sıkıntı verir. Kendisiyle durumu hakkında konuşulmayan kişi, durumunun tahmin ettiğinden daha kötü olduğunu ya da ailenin çaresiz kaldığını düşünebilir. 
 Zaman zaman da bu sessizliğin aksine aileler hastalara normalin üstünde bir ilgi ve alaka göstermeye başlarlar.
Sürekli hastanın yanında durur, asla yalnız bırakmaz, her ihtiyacını ayağına kadar getirir, sorumluluklarını üstlenerek kendisine yapacak iş bırakmaz ve yorulmasını istemezler.
 Aşırı koruyucu olmanın da hastalara yardımdan çok zararı olur. Kendileri yerine her işi yapılan birey yetersiz, güçsüz, zayıf hissedebilir. Kendisine olan özgüveni düşebilir, tahmin ettiğinden daha büyük bir sağlık sıkıntısının olduğunu düşünerek kaygısı artabilir.

NASIL DESTEK VERİLMELİ? 

 Hastanın yaşadığı kaygı ve korkuları, kafasına takılan soru işaretleri üzerinekonuşmaya teşvik ederek ve sohbet ortamı oluşturarak duygularını sağlıklı birşekilde yaşayabilmesine yardımcı olunmalı.
Hasta hazır hissetmiyorsa konuşmaya zorlanmamalı ve zaman tanınmalı.
 Ailenin rutin yaşantısının dışına çıkılmamalı ve yaşam tarzında zaruri olmadıkça değişime gidilmemeli. Hastalık, ailenin yaşamını değiştirecek bir etmen gibi görülmemeli.
 Aile bireyleri hastayı desteklerken kendilerini ve ailenin diğer üyelerini ihmal etmemeli. Bu durum zamanla hem tükenmişliğe, hem de hastanın suçluluk hissetmesine yol açacaktır.
 Ailece ortak etkinlikler düzenleyerek hastanın sosyal katılımı desteklenmeli, eğlenmeye devam edilebilmeli.

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.